KİLİTBAHİR (Kilit-ül Bahir) KÖYÜ

Kilitbahir Boğazın en dar yerinde Çanakkale’yle karşılıklı yer almaktadır.780 nüfuslu köy,Eceabat’ın yaklaşık 3 km güneyinde dik bir yamaç üzerine kurulmuştur.Kilitbahir,küçük feribotların Boğazı geçmek için kullandıkları küçük limanı ile Milli Park’a geçitlerden birisidir.

Antik Çağdaki adı :

Eski çağlarda buraya “Dişi Köpek Mezarı” anlamına gelen Koynus / Coynus-sema denir. Truva Kralının eşi Hekabenin mezarının burada olduğu rivayet edilmektedir. Köy ismini bu mezardan almıştır. Atinalılar M.Ö. 411’de kazandıkları zaferin anısına bir anıt dikmişlerdir. Ancak anıtın yeri bilinmemektedir. Efsaneye göre Hekabe Troia Kralı Priamos’un karısı, Hektor ve Paris gibi çocuklarının annesidir.

Efsanenin hikayesine gelince; Hekabe latince : Hecube demektir. 19 çocuk anasıdır ve bu yüzden Hekabe ilkçağ eserlerinde doğurgan ve bahtsız ana tipini yansıtır. Homeros destanında belirtilen karakter sonraları iyice abartılmış ve Hekabe çocuklarını bir bir kaybettiğinden ve korkunç yıkım ve işkencelere tanık olduktan sonra gözü dönmüş bir köpek gibi kudurup etrafına saldıran anaç varlığın simgesi olmuştur. Kimi efsanelerde onun evlat acısına dayanamayıp gece gündüz uluyan dişi köpek haline dönüştüğü de belirtilir. Başka bir rivayete göre Hekabe Cynos-sema’ da büyük bir savaşa tutuşur ve büyük kahramanlıklar gösterir ve orada ölür. Savaşın tasviri yapılırken Hekabe’nin köpekler gibi dişlerini göstererek etrafa saldırdığından bahsedilir.

Onun bu hali de yöreye ad oldu. Böylece Kilit-ül Bahir’e “Dişi Köpek Mezarı “ anlamına gelen Cynos-sema denmiştir.

Hülasa efsanenin özeti”Troianın sükutundan sonra Kral Piriyam’un II. karısı Hecube diğer esirler ile birlikte Avrupa kıyısında ve Havuzlar mevkiinde /Arrbienei/ kurulan pazarda satılmış ve bir Trakyalı köle olmuştur. Bu sırada deniz kenarında oğlunun cesedini görür. Katili de yanındadır. Bunun üzerine Hecube deli gibi olur ve katilin üzerine saldırıp, gözlerini oyar. Bu defa katilin yakınları Hecube’ye saldırırlar ve onu taşlarlar.

O da atılan taşları eli ve ağzı ile tutup onların üzerine gönderir. Karşı taraf onun dilinden anlamazlar. Ancak ondan köpek havlamasına benzer sesler işitirler. Sonuçta Hecube öldürülür ve mezarına da köpek mezarı denilir.

Kurulus Tarihçesi :

Kuruluşu gösteren bir kayda rastlanmaz. Ancak çarşıdaki Damat İbrahim Paşa Çesmesinin inşa tarihi Hicri veya Rumi 1023. Yani 400 sene önce böylesi tezyin edilmiş bir çeşme inşasının olduğu iskan merkezinin en azından 250-300 yıllık bir mazisi olmalıdır.

Kısaca, bir göçebe obasında böyle bir eser yapılamaz. Yine taktirde Cahid-i Sultan’ın oğlu Adem Efendi’nin mezar taşındaki ölüm tarihi 1053’tür. Demek ki 350 sene önce burada cemaat oluşturmuş insanlar varlığı kabul edilebilir. Buna göre çesmenin inşası ve Cahid-i Tarikatının 14. asırda kurulmuş olması durumuyla kasabanın kalelerle birlikte inşa edildiğinden ve iskan merkezi haline getirildiği düşünülebilir. 1658’de Kilit-ül Bahir’i gezen Evliya Çelebi, Kaptan Paşa Eyaletine bağlı kaza merkezi olarak bahseder,Kilitbahir’den.

Kale içinde 62 toptan söz eder. 750 kadar çift katlı, kiremit örtülü hane olduğunu yazar. Kaleler 1462’de inşa edildi. Kale içindeki çesme kitabesi 1492 ve Kanuninin Sarıkule eki ise 1545’de olmuştur. Ayrıca Lapseki ilçesi Çardak Bucağında bir kültür manzumesinin sahibi olan Gelibolu Beylerbeyi Yakup Paşa’nın Çanakkale Vakıflar Müdürlüğü, Vakfiye kayıt defterinin 57’nci sahifesinde Çardak eserleri anlatıldıktan sonra Kilit-ül Bahir eserlerinden sözedilir. Buradaki Vakıf İdaresi: bir kısmını Kilit-ül Bahir’de mescide, kısmi aharın nısfını vakfın hamamına, kısmı salisi Han ile Hamam Beyni’ne icra eyledi. “Bunların vakıflarıda Kala-i Sultaniye’de meaddid dükkan ve iki ev ve büyük mahzenlerdir. (Vakfiye tarihi 1479) Tabiki eserler de vakıf tarihlerinden önce inşa edilmiş olmaları gerekir. Demek ki Gelibolu Beylerbeyi Yakup Paşa, Fatih’in emri üzerine Kilitbahir Kaleleri’nin inşası ile birlikte han, hamam, çeşme ve bir mescid yaptırmıştır. Cami halen ibadete açıktır. Fatih Camii olarak bilinir. Hamam ile çeşmeden eser yoktur. İskeleti olan hamamı Piyale Paşa işlettirmiştir.

Kısacası Kaleler sözkonusu eserlerle birlikte köyde kurulmuş oluyor. Köyün batısındaki Elpeden Köyü de kalelerin inşası ile birlikte oraya göç etmiş olurlar. Başka türlü izah yapamayız.

Türküsü :

Marmara’nın İncisi,

Güzellik birincisi,

Bu ülkenin içinde ,

Var mı bir ikincisi.

Köyümüz pek sirindir.

Haralardan derindir.

Görünüsü havası,

Suyu tatlı sirindir.

Köy Muhtarı : Ali Şinasi TINAZ

Muhtarlık Telefon : 0 (286) 824 51 20

ECEABAT VİDEO GALERİ

AYLIK ANKET

Eceabat Belediyesi’nin sunduğu kamusal hizmetlerden genel anlamda memnun musunuz?

Yükleniyor ... Yükleniyor ...